Türkiye kuralın istisnası – HILAL KAPLAN

Altı yıl öncesini hatırla. Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’de operasyon başlatmıştı. Bakan Erdoğan, S-400’lerin düğmesine bastı ve Batılı ülkeler alarma geçti. Ambargo kararları ve diplomatik tehditler havada uçuşuyordu.
Her şeyi bilen Washington düşünce kuruluşu topluluğu ve yabancı yazarlar, Erdoğan’ın Türk dış politikasını mahvettiğini iddia etti ve yaptırım çağrısında bulundu.
Peki bu noktada ne oldu? Türkiye, Batı’nın çok ihtiyaç duyduğu istisnai bir seviyeye ulaştı. Rusya ile Batı arasındaki tek diyalog kanalı haline geldi. Ne Batı’nın ne de Doğu’nun vekalet savaşlarında piyon olmayı kabul etmedi. Kendi menfaati için kendine eşsiz bir konum inşa etti.
Şimdi bu altı yıllık diplomatik emeğin meyveleri, Dünya rahatlatıcı tahıl diplomasimizden Afrika’da Fransızca en somut rakibi Bosna olmak Sırbistan veya Azerbaycan- Ermenistan arasında gerginlik kilit ülkelerden bir olmak Bunu birçok alanda görüyoruz.
Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasının önemli bir parçasıdır. “kuralın istisnası” Aslında, bizim duruşumuza atıfta bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ve Ukrayna arasındaki istisnai rolümüzü İstanbul Anlaşması ile taçlandırmanın BM’nin küresel ağırlığına da katkı sağladığını ifade etti:

“Önce taraflar Diplomasi Forumu’nda, İstanbul’da bir araya getirdik. Sayın Genel Sekreter ile birlikte yoğun çalışma çabalar sonucunda Ukrayna dünyaya ulaşan tahıl Biz sağladık.”
Mülteci politikası ile “ruhsuz dünyanın ruhu” tanım olarak ülkemizin lideri 9 aylık bebek Asım öldü bedeniniz küresel düzenin efendilerine göstermek ve sormak UNSC’nin bu yılki konuşmasının unutulmazları Türkiye, mülteciler arasındaydı ayrıca hakkında “kural istisna” olmaya devam ediyor.
Bu istisnai konum sayesinde gelecekte başka uluslararası krizlerde de arabulucu rolünü üstlenmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.

Leave a Comment